%80 görme kaybı olan engelli bir işçi, iş yerindeki zorlukları ve engellilerin yaşam koşullarında maruz kaldığı sömürüyü anlattı.

İş yerinde ve yaşam koşullarında deneyimlediği sorunları belirten engelli bir işçi, patronların engelli istihdamını bir sömürü aracı olarak gördüğünü ve devletin tedavi masraflarını karşılamadığını Direnç’e aktardı.
Bir fabrikadaki mekanik bakım ofisindeki çay ocağında çalıştığını belirten arkadaşımız, sözlerine iş yerlerinin yasal olarak %3 oranında engelli çalışan bulundurmak zorunda olduğunu söyleyerek başladı. 23 yaşından sonra %80 görme engeli ile karşı karşıya kaldığını belirten arkadaşımız, tedavi için kök hücre tedavisi yaptırdığını, ayrıca bazı damlalar ve vitaminler kullandığını ifade etti.
Çalışma hayatında en büyük sorunun “engellilere yönelik farkındalık eksikliği” olduğunu vurgulayan işçi arkadaşımız, patronların engelli istihdamını çoğu zaman kendi vicdanlarını rahatlatma aracı olarak gördüklerini söyledi.
“Burada engellilere karşı bir farkındalık yok, bir acıma duygusu var sadece. Ya da belli başlı koşullarda kendi vicdanını rahatlatmak için yapılan şeyler var. O nedenle de hep yarım yamalak kalıyor aslında bir şeyler. Örneğin fabrikamıza yürüme yolu çok geç geldi. Ben çalışmaya başladıktan 4-5 sene sonra geldi. Çalıştığım ofis üst katta. Merdivenlerle çıkıp inmem gerekiyor. Bacağından engelli biri olsa çıkıp inemez sürekli. Mesela yemekhaneye gitmek için yaklaşık 2-3 merdiven çıkıyoruz. Bu durum bir engelli adına gerçekten zor oluyor.”
“Patronlar kendi vicdanlarını tatmin etmek istiyor”
Engelli raporlarında “ağır işte çalıştırılamaz” gibi belli başlı ibareler olduğunu belirten arkadaşımız, engelli çalışanlara yönelik sömürünün boyutunu şu şekilde anlattı:
“Şöyle bir şey biliyorum. Bir tane depo ya şimdi bunu ne kadar şey yapmak doğru olur da hammallık yapmak için kolu olmayan birini almıştı işe. 25 kg’lık çimento torbalarını taşıyacak adam engelli kadrosundan almıştı. O personelin elleri gelişmemişti. Bu şekilde biz engelli personele burada yer veriyoruz ya da engelli personelin de çalışma hayatına katılmasına olanak sağlıyoruz diyorlar. Patronlar bu şekilde kendi vicdanlarını tatmin etmek istiyor. Engelliye sadece acıma duygusuyla yaklaşılan bir varlık olarak bakıyor. Engellilere acıma duygusuyla ya da zaten herhangi bir vicdan duygusuyla yaklaşmalarına gerek yok. O farkındalıkla yaklaşmaları gerekiyor. Engelliler kendilerine acınmasını beklemiyor zaten.”
Kamudaki engelli personel alımı çok az
Devletin personel eksikliğine göre belirlediği istihdamdan bahseden arkadaşımız, kamudaki engelli personel alımını şu şekilde aktardı:
“Engelli kamu personeli sınavıyla genelde alımlar yapılıyor. Engelli kamu personeli sınavları 2 senede bir yapılıyor. Yani ilk başlarda 4’e kadar, 5’e kadar, hatta 6’ya kadar yapılıyordu atamalar. Ama gitgide süreç içerisinde bu hem yapılan atama sayısı hem de alınacak personel sayısı giderek düşürüldü.”
“Puan sistemi yüzünden tedavi hakkımı kullanamıyorum”
Arkadaşımız, engelli işçilerin diğer işçilere göre daha düşük maaş aldığından bahsetti. İş yerlerinde performans ölçme adı altında uygulanan puan sistemini anlatan arkadaşımız, işçilere yönelik ekonomik sömürünün ve metalaştırmanın boyutunu şu şekilde ifade etti:
“100 üzerinden bir puan sistemi var. Örneğin alınan raporlar, örneğin iş kazaları, örneğin alınan cezalar. Bunlar senin puanını düşürüyor giderek. Bir de buna işte patronun performans notu da ekleniyor ve onun üzerinden sana bir maaş ortalaması belirleniyor. Harf aralığı üzerinden bir maaş ortalaması belirleniyor.”
“Mesela 4 ayda bir doktora gidiyorum ben. İğne yaptırıyorum, sonrasında da bir hafta kadar dinlenmem gerekiyor. Çünkü gözlerim bulanık oluyor. Yani yılda en az 3 kere doktora gidiyorum. Bu sebeple rapor almam gerekiyor. Fakat raporu almam benim performans puanımı etkiliyor. Etkilediği için de maaş yüzdem düşüyor. Ona göre de zam alıyorum. Yıllık izinlerimi şu anda hiç tatil yapmak için kullanamıyorum, hakkım olan tedavinin dinlenme süreci için kullanıyorum.”
Tedavi masraflarını devlet karşılamıyor
4 ayda bir hastaneye gittiğini tekrar vurgulayan arkadaşımız, devletin engelliler için sağlamadığı birçok olanağı teşhir etti:
“Benim her hastaneye gidişim 10.000 lira. Zaten dediğim gibi az önce düzenli kullandığım ilaçlar var. Örneğin aldığım iki tane vitaminin parası yaklaşık 2.000 lira. Zorunlu olarak kullanmam gereken ilaçları devletin bana ücretsiz şekilde tazmin etmesi gerekiyor.”
“2019 ya da 2020 yılıydı, 40.000 liraya yaptırdım kök hücre naklini. Mesela o dönem devlet karşılamadı bu tedaviyi. Şimdi benim yeniden o kök hücre tedavisini yaptırmam gerekiyor gibi bir durum söz konusu. Nereden baksam 400.000 lira civarı bir maliyet çıkacak bana. Ve devlet bunu yine karşılamayacak. Ama ben bu tedaviyi almak zorundayım. Yoksa hastalığım ilerlemeye başlayacak tekrar. Devletin bizzat vergilerimizle yaptırdığı devlet hastanelerine bu tedavileri, bu teknolojiyi hastaneye getirmesi gerekiyor. 2.500 lira psikiyatri masrafım var şu anda. Devlet hastanelerindeki psikologlardan da randevu almak bir kere başlı başına bir sorun. Eskiden engellilerin randevu konusunda önceliği vardı. Bildiğim kadarıyla o önceliği de kaldırdılar artık. Devlet hastanesine de hafta içi gitmen gerekiyor. Ama ben hafta içi çalışıyorum, her seferinde işimden izin alıp oraya gidebilme şansım yok.”
“Evde bakım hizmetleri konusunda, mesela yetişkin bezi veriyorlar ya da mama veriyorlar. Verdikleri bez bir yetişkine kimi zaman 10 gün bile gitmiyor ve bunun üstünü o bakımı sağlayan kişi cebinden karşılamak zorunda kalıyor.”
“Örneğin amcam var benim engelli. Bir hastalık sonucu, kalp krizi sonucu, beyin hücrelerinde ölüm gerçekleşti ve şimdi ona bakan kişilerin bakım ücreti var. O eve belli bir maaşın üstünde para giriyor diye o ücreti kesiyorlar mesela. Ama bu bunun kesilmemesi gerekiyor.”
Engellilere sosyal izolasyon ve ulaşım yasağı
Dostumuz, ulaşımdaki yoksunluğu gidermeyen belediyelerin sorumluluklarını anlatarak sözlerine şu şekilde devam etti:
“Belirli yürüyüş yollarını oluşturmak, kabartma yazılarla tabelalar yapmak, ışık yapmak ya da taşıtlara rampa koymak gibi büyük düzenlemeler gerekiyor. Bunları zaten belediyelerin yapması gerekiyor. Ben şu anda çıksam sokağa yürüyerek bile olsa bir yerden bir yere tek başıma gitmem çok zor. İlla yanımda birinin olması gerekiyor. Ayrıca sosyal hayattan dışlandıkları için engelliler, evine hapsolmak zorunda kalıyor. Ben birkaç aydır mesela dışarı çıkmıyorum hiç işe gidip gelmek haricinde. Ne yapılabilir, mesela kişinin engel durumuna uygun faaliyetler düzenlenebilir ya da bazı beceriler kazandırılabilir: Enstrüman çalmak gibi, heykel tıraş gibi.”
“Engelliler siyasetten uzaklaştırılıyor”
“Engelli bir birey ben hiçbir sol örgütte görmedim yani. Sosyal hayattan dışlanıyorsun, siyaset yapmaktan da dışlanıyorsun. Birçok sol örgüt, engellilerin de siyaset yapabileceği bir ortamı oluşturmaları gerekirken tam tersini yaptılar. Siyasetten uzak tutmak için bayağı uğraştılar.”
“Devlet okulları engelli bir bireyin okuması için mümkün değil”
23 yaşından itibaren %80 görme engelli olan dostumuz, en büyük sorunun farkındalık eksiği olduğunu belirterek çözümün devletin sağlaması gereken ortak ve eşit eğitimde aranması gerektiğini savundu:
“Gözüne gözlük takmıyorsa ya da eline sopa almıyorsa, bir tane baston almıyorsa ‘Biz senin engelli olduğunu nereden bilelim?’ diyorlar. Bu düşüncenin kesinlikle bu ülkede düzeltilmesi gerekiyor ve bunun yolu da eğitimle olacak bir şey diye düşünüyorum ben. Okullarda engellilere nasıl davranılması gerektiği gibi noktalarda bilinçlendirilmeleri gerekiyor çocukların. Sadece ailede değil, okullarda da bunun eğitiminin kesinlikle çocuklara aşılanması, verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Devlet okulları özellikle bir engelli bir bireyin okuması için mümkün değil. Bir özel okula gitmesi gerekiyor. Bu özel okulların ücretsiz bir şekilde devlet tarafından insanlara hizmet olarak sunulması gerekiyor ve o çocukların eğitim alması gerekiyor. Ama günümüzde özel okullar devlet okullarından çok daha fazla açılmış hale gelmiş durumda. Bu noktada kesinlikle bir reaksiyon alınması gerekiyor. Engelli öğrencilerin okullarda okuyabilmesi için gerekli bina dizaynının yapılması gerekiyor. Öğretmenlerin buna göre gerekli eğitimleri alıp ona göre yaklaşması gerekiyor. En önemlisi de çocuklar arası o zorbalığın giderilmesi için yine eğitim kesinlikle şart yani. Çünkü engelli çocuklar arasında birbirini zorbalamak maalesef çok fazla görülen bir şey.”
“İnsanların belli bir yaştan sonra engelli kalmasının nasıl bir sıkıntı getirdiğini en iyi bilenlerden birisi benim. Bunun psikolojik boyutlarını ben hala atlatabilmiş değilim ve tedavi desteği almak durumunda kalıyorum. Belli bir yaştan sonra engelli olunca o psikolojiye alışmak, o psikolojiyi kabul etmek gerçekten çok zor oluyor. Hele ki çalıştığı, emek, sarf ettiği, emek harcadığı iş yerinde yaşadığı bir iş kazası sonucu engelli kalmak o insan için büyük bir yıkım. Onun hayatındaki bu yıkımı devletin doldurması gerekiyor.”
Engelli işçilerin istihdam koşullarında yaşadığı zorlukları anlattığı için arkadaşımıza teşekkür ediyoruz. Engellileri iş yerlerinde yalnızca yasal zorunluluk gereği var eden patronları; sağlık, eğitim, ulaşım ve sosyal alanlarda destek sağlamayan devlet kurumlarını teşhir ediyoruz!

