Bu metin, Jo Freeman’ın “The Tyranny of Structurelessness” başlıklı makalesinin Türkçe çevirisidir. Türkçede genellikle “Yapısızlığın Tiranlığı” veya “Yapısızlığın Zorbalığı” adıyla yayımlanır. Metin, 1970’lerin başındaki kadın özgürlük hareketi içinde “lidersizlik” ve “yapısızlık” anlayışını eleştirir. – Direnç Dergi
YAPISIZLIĞIN TİRANLIĞI
Kadın özgürlük hareketinin şekillendiği yıllarda, lidersizlik ve yapısızlık anlayışı dikkate değer bir ağırlık kazanarak hareketin baskın örgütlenme biçimi hâline geldi. Bu fikrin kaynağı, bir yandan aşırı örgütlenmiş bir toplumda çoğumuzun kendi yaşamlarımız üzerindeki denetimi kaçınılmaz olarak başkalarına bırakmış olmamıza, diğer yandan da tam da bu aşırı örgütlenmiş yapıya karşı mücadele ettiklerini iddia eden sol çevreler ve benzeri gruplar içinde varlığını sürdüren seçkinci eğilimlere duyulan doğal tepkiye dayanıyordu.
Ancak yapının yokluğu fikri, söz konusu eğilimlere karşı sağlıklı bir denge unsuru olmaktan çıkıp kendi başına bir dogmaya dönüşmeye başladı. Terim yaygın biçimde kullanılsa da ardındaki düşünce yeterince incelenmemiştir. Buna rağmen kadın kurtuluş hareketinin ideolojisinin ayrılmaz ve sorgulanmayan bir parçası hâline gelmiştir.
Hareketin ilk gelişim evresinde bu durum büyük bir sorun teşkil etmiyordu. Hareketin temel amacı kişisel farkındalık yaratmak ve bilinç yükseltmekti; yapısız tartışma ortamları ve bilinç yükseltme grupları da bunun için son derece uygun araçlardı. Bu yöntemin esnekliği ve gayriresmî niteliği, insanların tartışmalara katılmasını teşvik ediyor, çoğu zaman da daha önce dile getirmedikleri düşünce ve deneyimleri açığa çıkarmalarını sağlıyordu.
Bu gruplardan kişisel farkındalık ve kavrayışın ötesinde daha somut sonuçlar çıkmasa bile bu büyük bir sorun değildi; çünkü amaçları zaten bunun ötesine geçmiyordu. Asıl sorunlar, bilinç yükseltme grupları kendi işlevlerini yerine getirdikten sonra daha belirli hedeflere yönelmek istediklerinde ortaya çıkmaya başladı. Bu noktada çoğu grup bocalıyor ve tıkanıp kalıyordu; çünkü üstlendikleri görevler değişmesine rağmen örgütsel yapılarını değiştirmeye yanaşmıyorlardı.
Kadınlar yapısızlık fikrini, kullanım alanının sınırlarını sorgulamaksızın benimsemişlerdi. İnsanlar yapısız grupları ve gayriresmî toplantıları, aslında uygun olmadıkları amaçlar doğrultusunda kullanmaya çalışıyorlardı; çünkü başka herhangi bir yöntemin kaçınılmaz olarak baskıcı olacağına körü körüne inanıyorlardı.
Eğer hareket gelişiminin bu ilk aşamalarının ötesine geçebilseydi, örgütlenme ve yapıya ilişkin önyargılarından da kurtulabilirdi. Oysa ne örgüt ne de yapı kendi başına kötü şeylerdir. Her ikisi de kötüye kullanılabilir ve çoğu zaman da kullanılmaktadır; ancak bunları yalnızca kötüye kullanılabildikleri için peşinen reddetmek, gelecekte kullanabileceğimiz araçları da reddetmek anlamına gelir. Yapısızlığın neden işe yaramadığını anlamamız gerekir.
Resmi ve Gayrıresmi Yapılar
İnanmak isteyeceğimizin aksine, yapısız grup diye bir şey gerçekte yoktur. Belirli bir amaç doğrultusunda, herhangi bir süre boyunca bir araya gelen her insan topluluğu, bir araya gelişin doğası gereği kaçınılmaz olarak bir yapı oluşturacaktır. Bu yapı esnek olabilir; zaman içinde değişebilir; görevleri, yetkiyi ve kaynakları üyeler arasında eşit ya da eşitsiz biçimde dağıtabilir. Ancak içerdiği bireylerin yeteneklerinden, eğilimlerinden, kişiliklerinden ve niyetlerinden bağımsız olarak mutlaka bir biçim alacaktır.
Bu durum kaçınılmazdır; çünkü insanlar farklı yeteneklere, eğilimlere ve geçmişlere sahiptir. Ancak herhangi bir temelde ilişki kurmayı ve etkileşimde bulunmayı tamamen reddedersek yapısızlığa yaklaşabiliriz; bu da bir insan grubunun doğasına aykırıdır.
Dolayısıyla yapısız bir grup yaratmaya çalışmak, “nesnel” bir haber yazısı, “değerlerden bağımsız” bir sosyal bilim ya da “özgür” bir ekonomi yaratmaya çalışmak kadar hem faydasız hem de yanıltıcıdır. Bir “bırakınız yapsınlar” grubu, bir “bırakınız yapsınlar” toplumu kadar gerçek dışıdır.
Bu fikir, güçlü ve avantajlı olanların diğerleri üzerinde sorgulanamaz bir hâkimiyet kurmasını gizleyen bir perdeye dönüşür. Çünkü yapısızlık yalnızca resmî yapıları engeller; gayriresmî olanları değil. Tıpkı ekonomik alandaki “bırakınız yapsınlar” anlayışının güçlü ekonomik aktörleri ücretleri, fiyatları ve mal dağıtımını kontrol etmekten alıkoymaması; yalnızca hükümetlerin bunu yapmasını engellemesi gibi.
Böylece yapısızlık, gücü gizlemenin bir yolu hâline gelir ve kadın hareketi içinde de en güçlü konumda bulunanlar tarafından — bunun farkında olsalar da olmasalar da — en hararetli biçimde savunulur.
Karar alma kuralları yalnızca birkaç kişi tarafından biliniyor ve gücün nerede bulunduğuna ilişkin farkındalık yalnızca bu kişilerle sınırlı kalıyorsa, yapı gayriresmîdir. Kuralları bilmeyen ve katılım süreçlerine dahil edilmeyen kişiler ise, tam olarak ne olduğunu anlayamadıkları şeyler karşısında kendilerini dışlanmış hisseder ve çoğu zaman kuşkular geliştirmeye başlarlar.
Bir örgütün yapısı örtük değil açık olmalıdır. Herkesin o yapıya katılma ve faaliyetlerine dahil olma imkânı bulunmalıdır. Karar alma mekanizmaları açık ve erişilebilir olmalıdır. Bu da ancak yapının biçimsel hâle getirilmesiyle mümkündür.
Bir grubun yapısını resmileştirmek, gayriresmî ağların ortadan kalkacağı anlamına gelmez; çoğu zaman da böyle olmaz. Ancak bu durum, gayriresmî yapının tek başına hâkimiyet kurmasını engeller ve eğer bu ağların içindeki kişiler grubun bütününe karşı sorumluluk taşımıyorlarsa, onlara karşı mücadele edebilmek için bazı araçlar sağlar.
Yapısızlık örgütsel anlamda mümkün değildir. Karar verebileceğimiz şey, bir grubun yapılı ya da yapısız olup olmayacağı değil; yapısının resmî mi yoksa gayriresmî mi olacağıdır.
Bu nedenle bundan sonra “yapısız” terimi, bilinçli olarak belirli bir biçimde yapılandırılmamış grupları ifade etmek için kullanılacaktır. “Yapılandırılmış” ise bilinçli olarak oluşturulmuş örgütsel yapılara sahip grupları ifade edecektir.
Yapılandırılmış bir grup çoğu zaman resmî bir yapıya sahiptir; ancak aynı zamanda gayriresmî ya da örtük yapılara da sahip olabilir. Elitlerin temelini oluşturan şey ise, özellikle yapısız gruplarda ortaya çıkan bu gayriresmî yapılardır.
Elitizmin Doğası
Elitler birer komplo değildir. Küçük bir insan grubunun kendi çıkarları doğrultusunda daha geniş bir grup üzerinde bilinçli olarak denetim kurmaya çalıştığı durumlara oldukça nadir rastlanır. Elitler, aynı siyasal faaliyetlere katılan bir arkadaş grubundan ne daha fazlası ne de daha azıdır.
Bu insanlar, aynı siyasal faaliyetlerin parçası olmasalardı da büyük olasılıkla arkadaşlıklarını sürdüreceklerdi; aynı şekilde, arkadaşlık ilişkileri sona erse bile yine benzer siyasal faaliyetlerin içinde yer almaya devam edebilirlerdi. Elitleri ortaya çıkaran ve onların çözülmesini güçleştiren şey, bu iki olgunun bir araya gelmesidir.
Bu arkadaşlık grupları, bir grubun iletişim amacıyla oluşturmuş olabileceği resmî kanalların dışında işleyen iletişim ağları olarak işlev görür. Eğer grup bu tür kanalları hiç oluşturmamışsa, söz konusu ağlar iletişimin başlıca aracı hâline gelir.
İnsanlar arkadaş oldukları, genellikle aynı değerleri ve yönelimleri paylaştıkları, sosyal yaşamlarında birbirleriyle sürekli iletişim kurdukları ve ortak kararlar alınması gerektiğinde birbirlerine danıştıkları için, bu ağların içinde yer alan kişiler grup içinde yer almayanlara göre daha fazla nüfuz sahibi olurlar.
Zaten grup içinde gelişen arkadaşlık ilişkileri aracılığıyla gayriresmî iletişim ağları oluşturmayan bir gruba nadiren rastlanır. Bazı gruplar, büyüklüklerine bağlı olarak birden fazla gayriresmî iletişim ağına sahip olabilir. Bu ağlar zaman zaman birbiriyle kesişebilir de.
Bir grup içinde yalnızca tek bir iletişim ağı oluşmuşsa, bu durum o ağın üyeleri bunu isteseler de istemeseler de fiilen elit bir konum kazanmasına yol açar. Yapılandırılmış bir grupta ise bunun elit bir çevreye dönüşüp dönüşmeyeceği, grubun bileşimine ve örgütsel niteliğine bağlıdır.
Eğer iki ya da daha fazla arkadaşlık ağı varsa, grup içinde nüfuz kazanmak için rekabet ortaya çıkabilir ve farklı hizipler oluşabilir. Bunun tersine, ağlardan biri bilinçli olarak rekabet etmeyi reddedebilir ve diğerinin grup içindeki başlıca elit çevre hâline gelmesine izin verebilir.
Yapılandırılmış gruplarda ise iki ya da daha fazla arkadaşlık ağı, resmî konumları ve yetkileri elde etmek için birbirleriyle rekabet etmeye başlayabilir. Bu çoğu zaman en sağlıklı durumdur; çünkü diğer üyeler rakip taraflar arasında denge kurabilecek bir konumda bulunur ve böylece geçici olarak destek verdikleri kişilerden taleplerde bulunabilirler.
Elitlerin gayriresmî olması, onların görünmez olduğu anlamına gelmez. Küçük bir grup toplantısında dikkatli bir gözlemci, kimin kim üzerinde etkili olduğunu kolaylıkla fark edebilir.
Bir arkadaşlık ağının üyeleri, birbirleriyle diğer insanlarla olduğundan daha sık etkileşim kurarlar. Birbirlerini daha dikkatle dinler, sözlerini daha az keser, birbirlerinin görüşlerini destekler ve çoğu zaman itiraz etmeksizin kabul ederler. Buna karşılık, karar almak için onaylarına ihtiyaç duymadıkları dışarıda kalan kişileri görmezden gelmeye ya da onların görüşleriyle çatışmaya daha yatkındırlar.
Ancak iç çevrenin dışında kalanların, içeridekilerle iyi ilişkiler kurması gerekir. Elbette bu ayrımlar burada çizildiği kadar kesin değildir. Bunlar önceden belirlenmiş roller ya da yazılmış senaryolar değil, toplumsal etkileşimin ince nüanslarıdır. Yine de fark edilebilirler ve grup üzerinde gerçek etkiler yaratırlar.
Bir kez, karar alınmadan önce kimin onayının gerekli olduğunu ve kimin desteğinin kabul görmenin bir tür meşruiyet mührü işlevi gördüğünü fark ettiğinizde, işleri gerçekte kimin yönlendirdiğini de anlamış olursunuz.
Siyasal Güçsüzlük
Yapılandırılmamış gruplar kadınların hayatları hakkında konuşabilmesi açısından işlevli olabilse de somut işlerin yapılabilmesi için değildirler. İnsanlar sadece konuşmaktan bıkıp daha fazla şey yapmak istediğinde bu yapısız gruplar eğer işleyiş biçimlerini değiştirmezlerse bocalarlar. Kimi zaman grubun gelişmiş gayriresmî yapısı, grubun karşılayabileceği mevcut bir ihtiyaçla çakışır ve böylece yapısız bir grubun ‘işlediği’ izlenimi ortaya çıkar. Yani grup, talihli bir rastlantı sonucu, belirli bir projeyi yürütmeye en uygun yapıyı tam da geliştirmiş olabilir.
Bazı gruplar eğer çok kişi içermiyorlarsa ve küçük bir çevrede faaliyet gösteriyorlarsa kendilerini yerel hareketlere dönüştürürler. Ama bu form, hareket kabiliyetini yerelle sınırlandırarak; bölgesel ya da ulusal çapta bir harekete dönüşmesinin engeller. Ayrıca, bu grupların verimli biçimde çalışabilmeleri genellikle, en başından beri işleri yönlendiren gayriresmî arkadaş grubuna kadar daralmalarını gerektirir. Bu durum çoğu kadının katılımcı olmasını dışlar.Kadınların harekete katılabilmelerinin tek yolu bu küçük arkadaş gruplarının bir parçası olmaktır ki bu da sosyalleşmeye yatkın olmayanların dezavantjla karşı karşıya kalmasına sebep olur. Arkadaşlık grupları örgütsel işleyişin ana yolu olduğunda, elit-seçkin çevreler kurumsal bir nitelik kazanır.
Hareketin yapısızlığı artıkça, hangi yönde gelişeceği ve hangi siyasal eylemlere girişeceği üzerinde o kadar daha az denetime sahip olur. Bu durum, fikirlerinin geçerliliğini kaybettiği anlamına gelmez. Sosyal koşulların uygunluğu ve medya tarafından gösterilecek kaydadeğer ilgiyle fikirler hala yaygınlaşmaya devam edebilir. Ama fikrin yayılıyor olması onun içselleştirilerek pratiğe döküldüğü anlamına gelmez, yalnızca konuşulduğu anlamına gelir. Fikirler bireysel düzeyde uygulanabildikleri ölçüde pratiğe dökülebilir; ancak hayata geçirilmeleri örgütlü ve eşgüdümlü bir siyasal güç gerektiriyorsa, gerçekleştirilemezler.
Kadın özgürlük hareketi; yönetim biçimi olarak küçük, pasif ve yalnızca arkadaş grupları arasında kalan tartışma gruplarını vurgulamaya devam ettiği sürece en kötü problem olan yapısızlık hissedilmeyecektir. Ama bu tarz bir yönetim; politik olarak verimsiz, dışlayıcı, arkadaşlık ağlarının parçası olmayan ya da olamayacak olan kadınlara karşı ayrıştırıcı olduğu sürece kendini sınırlamaya mahkumdur.Sınıf, ırk, meslek, eğitim düzeyi, ebeveynlik ya da medeni durum, kişilik özellikleri gibi nedenlerle mevcut yapının içine uyum sağlayamayanlar, kaçınılmaz olarak katılım göstermeye çalışmaktan vazgeçirileceklerdir.
Buna karşılık, mevcut yapıya uyum sağlayabilenler ise işlerin olduğu gibi sürdürülmesinde çıkar sahibi hâline geleceklerdir. Gayrıresmi grupların kökleşmiş olan çıkarları varolan o gayrıresmi yapı tarafından sürdürülecek ve hareket, grup içinde yetkiyi kullanacak olanın kim olduğuna karar vermenin bir yolunu bulamayacaktır. Eğer hareket, gücü kimin kullanacağını bilinçli olarak belirlememekte ısrar ederse, bu yolla gücü ortadan kaldırmış olmaz. Yaptığı tek şey, fiilen güç ve nüfuz sahibi olanlardan bunun hesabını sorma hakkından vazgeçmek olur. Eğer hareket; bu nüfuza sahip olanlardan sorumluluk almalarını isteyemeyeceğini bildiği için gücü mümkün olduğunca yayılmış şekilde tutmaya çalışırsa bir gurubun ya da kişinin tamamen domine etmesinin önüne geçmiş olur. Ama bu olurken hareketin olabildiğine etkisizleşmesine de sebep olunmuş olur. Tahakküm ve işlevsizlik arasında orta bir yol bulunabilir ve bulunmalıdır.
Demokratik Yapılanmanın Prensipleri
Hareket, yapısızlık fikrine bu kadar sıkı sıkıya bağlı olmayı bir kere bıraktığında; sağlıklı bir biçimde işlemesi için en uygun olacak yönetim şekillerini geliştirebilir. Bu diğer geleneksel biçim ve yönetim şekillerini aşırı ve kör şekilde taklit ememiz gerektiği anlamına gelmez. Aynı şekilde onları aynı körlükle tamamen reddetmek gerektiği anlamına da gelmez. Geleneksel yöntemlerin bazıları, kusursuz olmasalar da yararlı olacaktır; bazıları ise hareket içindeki öznelere en düşük bedelle belirli amaçlara ulaşmak için hangi yolları izlememiz ve hangilerinden kaçınmamız gerektiği konusunda bize önemli öngörüler sağlayacaktır. Farklı durumlarda kullanmak için çeşitli teknikler geliştirecek ve farklı tarz yapılanmalar deneyeceğiz. Kura sistemi hareket içinde ortaya çıkmış olan fikirlerden yalnızca biridir. Her durumda uygulanabilir olmasa da bazıları için kullanışlı olmuştur. Örgütlenme biçimleri konusunda başka yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Ancak sağlıklı bir biçimde yeni denemeler yapabilmemiz için önce yapının kendisinin özünde kötü olmadığını; sorunun yalnızca yapının aşırı ve yanlış kullanımında ortaya çıktığını kabul etmeliyiz.
Bu deneme -yanılma sürecinin bir parçası olurken; demokratik bir yapılanma ve politik olarak işlev için önemli olduğundan akılda tutmamız gereken bazı prensipler vardır:
- Belirli görevler için belirli kişilere, demokratik süreçler aracılığıyla belirli yetkiler verilmesi. İnsanların görevleri ya da sorumlulukları yalnızca boşlukta kaldıkları için üstlenmesine izin vermek, bu görevlerin güvenilir biçimde yerine getirilmemesi anlamına gelir. Eğer insanlar bir görevi üstlenmek üzere, tercihen o göreve ilgi duyduklarını veya istekli olduklarını belirttikten sonra seçilirlerse, bu durum kolayca göz ardı edilemeyecek bir sorumluluk üstlenmeleri anlamına gelir.
- Kendilerine yetki devredilen herkesin, kendilerini seçen kişilere karşı sorumlu olmasının sağlanması. Grubun, yetki sahibi konumdaki kişiler üzerinde denetim kurabilmesinin yolu budur. Bireyler gücü kullanabilir; ancak bu gücün nasıl kullanılacağı konusunda nihai söz sahibi olan gruptur.
- Yetkinin mümkün olduğu ölçüde çok sayıda kişi arasında dağıtılması. Bu, gücün tek elde toplanmasını engeller ve yetki sahibi kişilerin bu yetkiyi kullanırken birçok kişiyle görüş alışverişinde bulunmasını zorunlu kılar. Aynı zamanda birçok kişiye belirli görevler için sorumluluk alma ve böylece farklı beceriler edinme fırsatı verir.
- Görevlerin kişiler arasında dönüşümlü olarak dağıtılması. Bir kişi tarafından, ister resmî ister gayriresmî biçimde, çok uzun süre sürdürülen sorumluluklar zamanla o kişinin “mülkü” gibi görülmeye başlanır ve bu sorumlulukların devredilmesi ya da grup tarafından denetlenmesi kolaylaşmaz. Buna karşılık, görevlerin çok sık değiştirilmesi de kişinin yaptığı işi iyi öğrenmesi ve başarılı bir iş ortaya koymanın verdiği tatmin duygusunu kazanması için gerekli zamanı bulmasını engeller.
- Görevlerin akılcı ölçütlere göre dağıtılması. Bir kişiyi yalnızca grup tarafından sevildiği için bir göreve seçmek ya da sevilmediği için ona zor işler vermek, uzun vadede ne gruba ne de kişiye fayda sağlar. Bu tür seçimlerde temel ölçütler; yetenek, ilgi ve sorumluluk duygusu olmalıdır. İnsanlara sahip olmadıkları becerileri öğrenme fırsatı verilmelidir; ancak bu, “ya bat ya çık” yöntemiyle değil, bir tür “çıraklık” veya yetiştirme programı aracılığıyla yapılmalıdır. Bir kişinin iyi yerine getiremeyeceği bir sorumluluğu üstlenmesi moral bozucu olur. Buna karşılık, iyi yapabileceği bir işi yapmaktan sürekli dışlanması da kişinin becerilerini geliştirmesini teşvik etmez. Kadınlar, insanlık tarihinin büyük bir bölümünde yetkin oldukları için cezalandırılmışlardır; hareketin bu süreci yeniden üretmesine gerek yoktur.
- Bilginin mümkün olduğunca sık ve herkesle paylaşılması. Bilgi güçtür. Bilgiye erişim, kişinin gücünü artırır. Gayriresmî bir ağ, grup dışında kendi içinde yeni fikirleri ve bilgileri dolaştırdığında, grup henüz bu sürece katılmadan zaten bir görüş oluşturma sürecine girmiş olur. Bir kişi işlerin nasıl yürüdüğü ve neler olup bittiği hakkında ne kadar fazla bilgiye sahipse, siyasal olarak o kadar etkili olabilir.
- Grubun ihtiyaç duyduğu kaynaklara eşit erişimin sağlanması. Bu her zaman kusursuz biçimde mümkün olmayabilir; ancak bunun için çaba gösterilmelidir. İhtiyaç duyulan bir kaynak üzerinde tekel kuran bir üye (örneğin bir eşe ait matbaa ya da bir karanlık oda gibi), o kaynağın kullanımını gereğinden fazla etkileyebilir. Beceriler ve bilgi de kaynaklardır. Üyelerin sahip olduğu beceriler ancak üyeler bildiklerini başkalarına öğretmeye istekli olduklarında adil biçimde erişilebilir hâle gelir.
Bu ilkeler uygulandığında, farklı hareket grupları tarafından geliştirilen her türlü yapının grup tarafından denetlenmesini ve gruba karşı sorumlu olmasını sağlar. Yetki sahibi konumlarda bulunan kişilerden oluşan grup; dağınık, esnek, açık ve geçici nitelikte olacaktır. Nihai kararların geniş grup tarafından alınması nedeniyle, bu kişiler güçlerini kurumsallaştırma konusunda kolay bir konuma sahip olmayacaklardır. Grup, kendi içinde yetkiyi kimin kullanacağına karar verme gücüne sahip olacaktır

