Genel

ÖZEL | 12 Eylül’ün Rakamlarla Anatomisi: Baskı, Grev Yasakları ve Ücret Kaybı – Direnç Dergi

12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Darbenin bilançosunda yüz binlerce gözaltı ve yargılama, idamlar, işkenceler, yasaklanan yayınlar ve kapatılan örgütler bulunuyor. Ancak 12 Eylül yalnızca siyasal baskı rejimini değil, Türkiye’de emek-sermaye ilişkilerini de köklü biçimde değiştirdi. Darbenin gerçekleştiği gün yaklaşık 54 bin işçinin sürdürdüğü grevler yasaklandı; sendikal faaliyetler durduruldu, toplu pazarlık askıya alındı. İzleyen yıllarda ücretlerin milli gelirden aldığı pay sert biçimde geriledi.

12 Eylül 1980 sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedildi, hükümet görevden uzaklaştırıldı, siyasi faaliyetler durduruldu ve ülkenin yönetimi Kenan Evren başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi’ne geçti.

Darbenin ardından kurulan rejimin toplumsal bilançosu yüz binlerle ifade edildi.

Bugüne ulaşan verilere göre 650 bin kişi gözaltına alındı, 210 bin davada yaklaşık 230 bin kişi yargılandı. 7 binden fazla kişi hakkında idam cezası istendi, 517 kişiye ölüm cezası verildi ve 50 kişinin idamı infaz edildi. Yaklaşık 100 bin kişi “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla yargılandı. 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarılırken 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu gerekçesiyle işinden edildi. 

Döneme ilişkin arşiv çalışmalarında 1 milyon 683 bin kişinin fişlendiği, 388 bin kişiye pasaport verilmediği ve en az 171 kişinin işkence sonucu öldüğünün belgelendiği belirtiliyor. 23 binden fazla derneğin faaliyeti durdurulurken 937 film yasaklandı. Gazeteciler hakkında binlerce yıllık hapis cezaları talep edildi; gazete, dergi ve kitaplar toplatıldı ve imha edildi. 

Darbe Gü Yaklaşık 54 bin İşçi Grevdeydi

12 Eylül’ün hedeflerinden biri de 1970’li yıllar boyunca büyüyen örgütlü işçi hareketiydi.

DİSK-AR’ın verilerine göre darbenin gerçekleştiği sırada 14 işkolunda, 178 işyerinde toplam 53 bin 788 işçi grevdeydi.Bunların 46 bin 849’u DİSK’e bağlı sendikaların üyesiydi. Başka bir ifadeyle darbe günü grevde bulunan işçilerin yaklaşık yüzde 87’si DİSK üyesiydi. 

Milli Güvenlik Konseyi’nin 3 numaralı kararıyla bütün grev ve lokavtlar durduruldu. İşçilerin işlerine dönmeleri emredildi. DİSK’in ve bağlı sendikalarının faaliyetleri durduruldu; DİSK yöneticileri gözaltına alındı ve daha sonra açılan davada idam istemiyle yargılandı. Konfederasyon ancak 1991’de sonuçlanan dava sonrasında yeniden faaliyet gösterebildi. 

Türkiye’de darbenin ardından yaklaşık dört yıl boyunca grev yapılamadı. İlk grev ancak 2 Ekim 1984’te gerçekleştirilebildi. Toplu pazarlığın yerine büyük ölçüde Yüksek Hakem Kurulu’nun karar verdiği bir sistem kuruldu. 1981-1983 arasında YHK tarafından yeniden yürürlüğe konulan 4 bin 859 toplu sözleşme yaklaşık 1 milyon 896 bin işçiyi kapsadı.

24 Ocak Kararlarından 12 Eylül’e

Darbenin ekonomik sonuçları ise 24 Ocak 1980 kararlarından bağımsız değildi.

24 Ocak kararlarıyla Türkiye ekonomisinde dışa açılma, ihracata dayalı büyüme, kamu kesiminin küçültülmesi ve ücretlerin baskılanmasına dayanan yeni bir ekonomik yönelim başladı. DİSK-AR, 24 Ocak kararları ile 12 Eylül darbesini aynı ekonomik-siyasal dönüşümün iki aşaması olarak değerlendiriyor. Darbenin yarattığı siyasal koşullar altında sendikal direncin ortadan kaldırılması, söz konusu ekonomik programın uygulanmasını kolaylaştırdı. 

Rakamlar dönüşümün ücretliler açısından sonuçlarını da ortaya koyuyor.

DİSK-AR’ın aktardığı verilere göre 1978 yılında ücretlerin milli gelir içindeki payı yüzde 35,19’du. Bu oran 1980’de yüzde 26,66’ya, 1985’te yüzde 18,84’e ve 1990’da yüzde 14,2’ye geriledi.

Aynı dönemde kâr ve faiz gelirlerinin milli gelir içindeki payı 1978’de yüzde 38,15’ten 1990’da yüzde 68,25’e yükseldi.

Bu değişim yalnızca askeri yönetimin sürdüğü üç yıllık döneme sıkışmadı. Darbe sonrasında hazırlanan 1982 Anayasası ile sendikal haklara, grevlere ve toplu pazarlığa yönelik yeni sınırlamalar getirildi; 1983 tarihli sendikal yasalar bu rejimi daha ayrıntılı biçimde kurumsallaştırdı. 

46 Yıl Sonra 12 Eylül

12 Eylül’ün üzerinden 46 yıl geçti. Darbenin hapishaneleri, idamları ve işkenceleri Türkiye’nin yakın tarihinin en ağır insan hakları ihlalleri arasında yerini koruyor.

Ancak rakamlar başka bir tabloyu daha ortaya koyuyor: 12 Eylül aynı zamanda örgütlü işçi hareketinin zor yoluyla tasfiye edildiği, grev ve toplu pazarlık mekanizmalarının sınırlandığı ve milli gelir dağılımının emek aleyhine hızla değiştiği bir kırılma noktasıydı.

Bu nedenle 12 Eylül’ün bilançosu yalnızca 650 bin gözaltı, 230 bin yargılama ve 50 idamdan ibaret değil.

Darbenin gerçekleştiği gün grevde bulunan 53 bin 788 işçi ile 1978’de milli gelirden yüzde 35,19 pay alan ücretlilerin, on yılı aşkın bir süre içerisinde bu payın yüzde 14’lere gerilemesi de aynı tarihin parçası.

12 Eylül, Türkiye’nin yalnızca siyasal rejimini değil; çalışma hayatını, gelir bölüşümünü ve işçi sınıfının örgütlenme koşullarını da yeniden biçimlendirdi.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...