Home / Gençlik / UYUŞTURUCU VE ÇETELEŞMEYE KARŞI ZİNCİRLERİMİZİ KIRALIM!

UYUŞTURUCU VE ÇETELEŞMEYE KARŞI ZİNCİRLERİMİZİ KIRALIM!

Kapitalist toplumlarda ortaya çıkan hiçbir toplumsal sorun, tarihsel ve sınıfsal bağlamından koparılarak ele alınamaz. Emekçi mahallelerinde uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması ve çeteleşmenin süreklilik kazanması; bireysel tercihlerle, kültürel yozlaşma söylemleriyle ya da “suçla mücadele” başlığı altında açıklanabilecek olgular değildir. Bu gerçeklik, sermaye birikim rejiminin krizleriyle, sınıf çelişkilerinin derinleşmesiyle ve burjuva devletin bilinçli politikalarıyla doğrudan bağlantılıdır.

Bugün Türkiye’de mahalle gençliği, kapitalist üretim ilişkilerinin dışına itilmiş; ancak bu dışlanma siyasal ve ideolojik denetim mekanizmalarıyla birlikte işletilmiştir. İşsizlik, güvencesiz çalışma, eğitimden kopuş ve yoksulluk; gençliği yalnızca ekonomik olarak değil, siyasal olarak da etkisizleştirmeyi hedefleyen bütünlüklü bir tasfiye sürecinin parçalarıdır.

Sermaye, kârlılığını sürdürebilmek için ihtiyaç duymadığı emek gücünü sistem dışına iter; ancak bu nüfusun potansiyel bir isyan gücüne dönüşmesini de engellemek zorundadır.

Uyuşturucu ve çeteleşme, bu denetim ihtiyacının mahallelerdeki başlıca araçlarıdır.

Uyuşturucu, gençliği edilgenleştirir; siyasal iradeyi zayıflatır, kolektif bağları çözer. Çeteleşme ise düzenin sunduğu sahte bir aidiyet biçimidir. Güç ve para vaadiyle gençliği içine çeker; ancak onları şiddet, suç ve ölüm sarmalına mahkûm eder. Bu yapılar, devletin resmi baskı aygıtlarından bağımsız değil; sınıf mücadelesinin bastırılmasında tamamlayıcı rol oynayan gayriresmî mekanizmalardır.

Devletin emekçi mahallelerine yaklaşımı bir basit bir ihmal değil, sınıfsal bir yönetim stratejisidir. Kamusal hizmetlerin geri çekilmesi, sosyal alanların tasfiyesi ve gençliğe dönük kamusal olanakların yok edilmesi bilinçli tercihlerdir. Buna karşılık zor aygıtların denetimi süreklidir.

Gençlik tarihsel olarak toplumsal dönüşümlerin en dinamik gücü olmuştur. Türkiye’de ise gençlik sistematik biçimde depolitize edilmekte, bireyselleştirilmekte ve örgütsüz bırakılmaktadır. Uyuşturucu ve çeteleşme, bu sürecin en yıkıcı araçlarıdır.

Gençlik ya düzen tarafından teslim alınır ya da örgütlü bir devrimci özne hâline gelir.

Bu nedenle Genç sosyalistlerin görevi, gençliği yalnızca tepkisel çıkışlara değil; mahallede, okulda ve yaşamın bütün alanlarında örgütlü mücadeleye dâhil etmektir. Mahalle ölçeğinde kurulamayan kolektif bağlar, düzenin çürümeyi yeniden üretmesine alan açar.

Uyuşturucu ve çeteleşme, sermaye düzeninin gençliğe dayattığı gelecektir. Buna karşı Genç Sosyalistlerin yanıtı açıktır. Emekçi mahallelerinde kolektif yaşamı, dayanışmayı ve örgütlü mücadeleyi yeniden kurmak tarihsel bir zorunluluktur. Gençlik, ancak sınıf mücadelesinin aktif bir öznesi hâline geldiğinde bu çürüme durdurulabilir.

 Bizler sermaye düzeninin yarattığı yıkıma karşı devrimci gençliği ve örgütlü toplumsal gücü büyüteceğiz.

#GençlikİsyanaZincirleriniKırmaya

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir