Ataerki, kadınları yüzyıllarca sömürmüş ve onları sürekli kalıplara sokmaya çalışmıştır. Kapitalizm ise kadınları bu kalıplar üzerinden özgüvensizleştirmiş ve onları sürekli tüketen konumuna itmiştir.
- Neden Güzel Olmak Zorunda Hissederiz?
Güzellik, göreceli bir kavramdır. Güzel olmak için herhangi bir çaba sarf etmemiz gerekmiyorken, ataerki ve kapitalizm bizi bu konuda o kadar özgüvensizleştirir ki kendimizi ‘çirkin’ olarak görmeye başlarız. Çünkü güzel olursak pretty privilege (güzellik ayrıcalığı) sahibi oluruz, bu da bizi toplum tarafından daha kabul görür hale getirir. Yani aslında güzel olmak zorunda hissetmeyiz, buna zorlanırız. Ataerki bizi uymamız gerekmeyen küçücük kalıplara sığdırmaya çalışır. - Güzellik Sektörü Özgüvenimizi Nasıl Zedeliyor?
Güzellik sektörü, insanların (özellikle kadınların) özgüvensizliklerinden para kazanmayı amaçlayan bir sektördür. Kıl karşıtlığı (jilet, ağda, epilatör, lazer vb.), pürüzsüz cilt arayışı (maskeler, serumlar, yıkama jelleri vb.), yaşlanma karşıtı uygulamalar, saç boyama, kaş şekillendirme, cilt renklendirme vb. uygulamalar ile bize alttan alta sürekli ‘Sen yeterince güzel değilsin, gel ve bizi tüket.’ mesajını iletir. Bir kadın makyaj yapmadığında toplum tarafından ‘bakımsız’ sayılır, kol kıllarını almadığında pis muamelesi görür, suratındaki iki sivilce yüzünden yerden yere vurulur. Bir kadının bazen kendi bedeni üzerinde herhangi bir dış etken kadar sözü yoktur, bu yüzden güzellik sektörü kadınları daha iyi sömürür. Zaten ataerki altında ezilen kadın, toplum tarafından kabul görebilmek için acı çekmeye razı hale gelir. - Güzellik Sektörü Çalışanları ve Kuaförler Dolaylı Yoldan Kadınları Sömürüyor Mu?
Evet çünkü herhangi bir güzellik salonunda veya kuaförde size sunulan şey bir hizmetten önce; özgüvensizliktir. Önce sizi -yaptıracağınız işleme göre- analiz eder ve yargılamaya başlarlar, daha sonra işleme alırlar. Onların çalışma stratejisi, zaten özgüvensiz ve ‘çirkin’ hisseden kadınları onlardan hizmet satın alması için daha fazla özgüvensizleştirmektir. Bu da ataerki ve kapitalizmin en salt gerçekliklerinden birisidir. - Daha ‘Güzel ve Bakımlı’ Olmak İçin Kendimize Yaptırdığımız Zararlı İşlemler: Saç Düzleştirici Uygulamalar: 2023 yılında Journal of the National Cancer Institute tarafından yayımlanan çalışma, kimyasal saç düzleştiricileri kullanan kadınların, kullanmayan kadınlara kıyasla rahim kanserine yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Yılda dörtten fazla işlem uygulanan kadınların rahim kanserine yakalanma riski iki kat artıyor. Saç Boyaları ve Perma ile Saçın Bozulması: 2023’te yayınlanan bir başka makaleye göre ise -kısaca- saç boyaları ve permaların saçın koruyuculuğunu azaltabileceği, protein kaybına neden olabileceği, saçın nem tutma kapasitesini düşürebileceği (cansız saçlar), saçı daha kırılgan ve mat hale getirebileceği öngörülmüştür. Saç derisinde ise; tahriş, kaşıntı, kızarıklık, alerjik reaksiyon ve şişliğe sebep olabilir. Bazı boya ve permalarda kanserojen maddelerin de bulunabildiği ve kanser ile ilişkisi olabileceği ileri sürülmüştür fakat bazı araştırmalarda kanserle ilişkileri bulunmamıştır. Saç Açıcı: Saç açıcılar; melanini yok ederek saçı açar, kütikülü (saçın en dışındaki koruyucu katmanı) parçalar -yani saçta kırık oluşmasına sebep olur- ve saçın içinde mikroskobik boşluklar oluşturur. Aşırı uygulamalarda ise saça rengini veren yapıların bozulmasına, saç lifinin zayıflamasına, saçın elastikiyeti ve kopmaya karşı dayanıklılığının azalmasına neden olur. Günlük hayatta ise bu hasarı lastik gibi uzayan, sürekli dolaşan, mat görünen, kırıkları olan, tararken kopan ve ıslakken sakız gibi gözüken saçlardan anlarız. Saç açıcının diğer bir zararı ise kimyasal yanıklardır. 2024 yılında yayımlanan bir makalede; 17 yaşındaki genç bir kızın vakası inceleniyor. Genç kız, kuaförde saçını açtırırken şiddetli bir yanma hissetmiş ve kuaförü derhal ürünü yıkamış, buna rağmen ilerleyen günlerde kızın ağrıları devam etmiş ve birkaç hafta içerisinde kafasında derin ve büyük bir ülser (açık yara) oluşmuş. Saç açma işlemi sırasında kullanılan kimyasallar -oksidan ve oryal-, folyo sarılması sonucu oluşan ısı, fön ile uygulanan ek ısı sonucu kimyasal ve termal yanıklar oluşabilir. Özellikle %10’dan fazla oksidan kullanımı yanık riskini arttırıyor. Protez Tırnak: Kalıcı oje ve protez tırnak uygulamalarında işlemi katılaştırmak için UV lamba kullanılır ve bu UV lambalara karşı herhangi bir önlem alınmaz ise cilt kanserine ve erken yaşlanmaya sebebiyet verebilir. Tırnak çevresine ve ele güneş kremi sürmek ve ucu açık eldivenler kullanmak bu zararı azaltabilir. İşlem sırasında tırnak yatağı ve plağı zarar görebilir, tırnak nem alıp çürüyebilir, hatalı manikür işlemi sonrası yapılan tırnaklar dolamaya sebep olabilir ve alerjik reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Ağda ve Lazer Epilasyon: Ağda kullanımında kıl kökleri irritasyona maruz kalır ve bunun sonucunda kızarıklık, kıl kökü iltihabı ve batık kıl oluşumuna neden olur. Özellikle ince ve hassas bölgelerin birden fazla kez ağdalanması cilt bariyerinin zayıflamasına, bazı durumlarda ise hiperpigmentasyona (koyu leke) neden olur.2023 tarihli bir makaleye göre; lazer epilasyon esnasında fazla ısı kullanımı termal yanıklara sebep oluyor ve bazı durumlarda lazer kıl köklerini uyandırabiliyor (özellikle yüz ve boyun çevresinde). Lazerin en çok zarar verdiği bölge ise; göz. Yüz çevresine işlem yapılırken gözün çok iyi korunması gerekir.
- Güzellik Tuzağından Nasıl Kurtulunur?
Kapitalizmin en sevdiği şey kazanç sağlamaktır ve bu kazancı kadınlara özgüvensizlik aşılayıp, güzellik sektörünün içine atarak yaratır. Feminist bilinç kazanmak, kapitalizme karşı konumlanabilmek, kendimizi sevmeyi denemek, özgüvenimizi yükseltmek en temel kurtuluş biletimizdir. Sisteme karşı durmazsan, sistem içinde yaptığın eleştiriler sadece onu besler.
Kullanılan Kaynaklar:

