Emek/Ekonomi, Genel, Kadın

KADININ GÖRÜNMEYEN EMEĞİ

Konu kadın ve emek olduğunda, tartışmaya başlamamız gereken birden fazla emek biçimi karşımıza çıkıyor. Öncelikle tanımlaması basit olan ile başlayalım; kamusal alandaki emek. 

Kamusal alandaki emek, -en basit haliyle- bir insanın ücret karşılığı iş gücüne katılımıdır. Ücretlendirilen, sendikal alanda örgütlenilen, emeklilik ve diğer sosyal hakların elde edilebildiği, ‘görülen’ bir emektir bu. Fakat kadın emeği konusuna girdiğimizde bizi daha çetrefilli bir yol bekler; görünmeyen emek.

Kadının görünmeyen emeği olarak tariflediğimiz emek biçimi cinsiyetli bir emektir, ataerki ve toplumsal cinsiyet ilişkileri sayesinde kendisini var eder. Kamusal alandaki emek gibi tüm cinsiyetler için benzer şekilde gerçekleşmez, neredeyse hiçbir zaman ücrete tabi değildir. Toplumsal ya da kamusal adledilmez. Hane içerisinde, kapalı kapılar ardında, isimlendirilmesinden de anlaşılabileceği üzere, ‘görünmeden’ gerçekleştirilir. 

Kadın Emeği Neden Görünmez ?

Görünmemesinin birden fazla sebebi vardır, ev içinde gerçekleştiriliyor olması en büyük sebeplerden biridir. Ev içinde belirlenmiş bir mesai saati yoktur. Hem zihinsel hem de fiziksel emek her dakika, her saat kendisini adeta yeniden doğurur. İş zamanı ile mola/dinlenme zamanları birbirinden ayrıştırılamaz. Kadın, bu işleri işçi olduğu ya da emek üretimine katılmak istediği için gerçekleştirmez; ev işlerini yapması toplumsal olarak gerekli kabul edildiği için bu emek eylemini gerçekleştirir. Doğallaştırılmıştır. Çocukluktan itibaren bu emeği gerçekleştirmek üzere yetiştirilmiştir. Kız çocuklarına oynaması için  alınan yemek setleri, oyuncak ev eşyaları vb. Doğallaştırıcı oyunlar ile çocuk yaştan itibaren annesiyle birlikte ailedeki erkeklere hizmet etmesi gerektiği kız çocuğuna adeta indoktrine edilir. Sadece toplum değil, kadın da kendi içinde bu emeği doğallaştırarak yetişir. Sistemin en büyük hilesi de burada yatar; kadın zaten bu işleri gerçekleştiriyordur, anne-babasının evinden ayrılıp evlendiğinde, kendisi anne olduğunda sistemin bütün çarkları tıkır tıkır işlemektedir. Özel alan gerçekleştirdiği emeğe, cinsiyeti yüzünden mahkum edilmiştir. 

Bahsettiğimiz emeğin görünmemesinin bir diğer sebebi ise karşılıksız olmasıdır. Burada karşılıktan kastımız ücrettir. Kadın, ister ücret karşılığı kamusal emek üretimine katılsın ister tam zamanlı “ev kadınlığı” yapsın; çocukları, kocası ve kocasının yakınları için harcadığı emek karşılıksızdır. Kamusal emek üretimine katılan bir kadının hayatı boyunca gerçekleştirdiği emek eyleminin sadece bir kısmı mesaili ve ücretli emektir, iş yerinden eve döndüğü anda ,hatta iş yerindeyken zihinsel boyutta, mesailendirilmemiş, karşılığı olmayan emek üretimine geçer. 

Karşılığı Olmayan Bir Emek

Bir kadın kamusal alanda emek üretmiyorsa tüm gün evde “oturuyor” olarak adlandırılır, adeta ev işleri Marslılar tarafından gerçekleştiriliyordur. Kadına bunun bir karşılığı olduğu iddia edilir; yaşamsal ihtiyaçları için gereken ücrete “çalışmadan” sahip oluyordur. “Kendi cebinden” kira ödemesi, gıda alışverişi yapması beklenmez. Bir “asalak” muamalesi görür, kocası çalışırken kadın çalışmaz, kocasının parasını yiyen bir konumda olduğu iddia edilir. 

Peki bir kadın kamusal alanda emek üretmediğinde evde “oturduğunda” gerçekten çalışmıyor mu ? Bu sorunun cevabı net bir biçimde hayırdır.  Kadın evdeki tüm işlerden sorumludur, yemek, çamaşır bulaşık, çocuk, hasta ve yaşlı bakımı…

Günümüzde dünyanın pek çok yerinde ortadan kalktığı iddia edilen bir emek biçimi olan köle emeği tüm gün evde “oturuyor” olarak adlandırılan kadın için ortadan hiçbir zaman kalkmamıştır. Gülnur Acar Savran ve Nesrin Tuna Demiryontan’ın hazırladığı “Kadının Görünmeyen Emeği” kitabında evde ücretsiz bir biçimde çalışan kadının emeğinin, köle emeğine benzemesi şu şekilde açıklanır; “… yaşamı idame ettirecek kadar karşılık almanın bir ‘karşılık’ sayılması köle emeğinin tanımında içkindir… Karşılıksızlığı belirleyen temel etken, gelirin kimin denetiminde olduğu ve nasıl bölüşüldüğüdür.” Yani kadının hayatta kalmak için karşıla(n)ması mecbur olan fiziksel ihtiyaçlarının gideriliyor olması olgusunun evde gerçekleştirdiği görünmeyen emeğe bir karşılık olarak önüne konması bu emeği, köle emeği tanımına yaklaştırır. 

Görünmeyen Emeğimiz Kimin İçin ?

Kadının ev içinde harcadığı görünmeyen ve karşılıksız olan bu emek aynı zamanda erkekler tarafından el konulabilir yapıdadır; erkekler, kadının harcadığı karşılıksız emek sayesinde işyeri dışında kalan boş zamanlarını istedikleri gibi kullanma hakkına sahip olurlar. Dinlenmeye ve daha da önemlisi kendi zamanları üzerinde söz hakları vardır. Politikaya katılabilir, örgütlenebilir, sınıfı müsade ediyorsa sermaye biriktirebilirler. Buna karşılık kadının evde harcadığı karşılıksız emek onu toplumsal alanda güçsüzleştirir. Politikadan uzaklaştırılır, eğitimini tamamlayamaz, kültürel etkinliklere katılamaz, kendisini geliştirmek için yeterli zamana asla sahip olamaz. Bu kadını düşük ücretli, güvencesiz işlere mahkum eder, ekonomik olarak bağımsızlaşmasına engel olur. Karşılıksız emek kadın için bir kısır döngü oluşturur, onu adeta mevcut konumuna hapseder. 

Kadın ücretli emek üretimine katıldığında ise bu çoğu zaman ev eksenli bir emektir; evde atölye tipi üretim, başka bir evde ücretli bir biçimde gerçekleştirilen ev emeği veya mevcut aile işinde çalışarak “aile bütçesine katkı” sunması. Bu üretim kadının harcadığı karşılıksız ev emeği ile ücretli emeğini birbirine yaklaştırır, bu iki emek arasındaki çizgiyi belirsizleştirir. Ev eksenli ücretli emek ataerki ile doğrudan bağlantılıdır. Fakat bunlar ne kadar düşük ücretli, güvencesiz ve sömürüye dayanan işler olsa da nihayetinde kapitalist birer ilişkidir, kadın ücret karşılığı emeğini satmaktadır. Ücret karşılığı gerçekleştirilen bakım ve ev işçiliği, icra edilen işler bakımından kendi evinde gerçekleştirdiği karşılıksız emeğin bir uzantısı ve doğallaştırılmış bir mekan olan evde gerçekleşiyor olsa da işveren-işçi ilişkisi barındırır ve muhatap olduğu işveren de çoğu zaman yine başka bir kadındır. Ev eksenli ücretli emek üretimine katılan kadın, bu ilişkide işvereni olan başka bir kadının, kendi evi içinde harcadığı karşılıksız emeğin süresini azaltmayı omuzlamış olur. Bu da işçi ve işveren arasındaki ilişkiyi daha da karmaşık bir yapıya sokar, aralarında mahremiyete dayalı, duygusallık ve yakınlık içeren bir ilişki biçimi oluşur. 

Yeniden Üretiyoruz

Tanımlamamız gereken bir kavramımız daha var; yeniden üretim. 

Yeniden üretim, en basit haliyle, bir üretim tarzının, günümüz için bu kapitalizmdir, ve toplumsal ilişki biçimlerinin varlığını ve devamlılığını sağlayan mekanizmaların tümüne işaret eder. Sermaye sahibi olamayan sınıflarda yeniden üretim, emek gücünün yeniden üretilmesi olarak kendisini var eder; yeni işçilerin doğurulması ve yetiştirilmesi. Ayrıca ailelerin sınıflarına göre ideoloji, yaşam pratiklerini ve statülerinin devamlılığını da yeniden üretim ile gerçekleştirir.  Ev ve bakım işleri ise toplumsal üretimden ayrışmış olan karşılıksız ev emeği ile yeniden üretim alanını oluşturur. Tüm bunlar mevcut düzenin devamlılığını sağlar. 

Sorun Nerede, Çözüm Nerede ?

Ataerkil kapitalist sistem ,en basit anlatı ile, özel mülkiyete, sermaye sahibi olmayan sınıfların yaşamaya devam edebilmek adına emeklerini satması, kadınların cinsiyetleri sebebiyle toplum içerisinde eşitsiz bir konuma yerleştirilmesi, erkek egemenliğine ve ücret olarak karşılığı olmayan emeğin cinsiyetli oluşuna ve  dayanır. Bu sistemde ne işçi ne de kadın özgür ve eşit olamaz. Kadınlar için sömürü yukarıda anlattığımız emek biçimleri sebebiyle çok katmanlıdır. Ataerkil herhangi bir sistemde kadınlar kendi hayatları üzerinde özgürce söz hakkına sahip olamamaktadır. Dolayısıyla neye karşı mücadele etmemiz gerektiği oldukça açıktır; kadının ve emeğinin özgürleşmesi ancak ataerkil kapitalizmin ortadan kalkması ile gerçekleşebilir.

Sosyalist feminizm, kadının hem cinsiyeti hem de sınıfı yüzünden eziliyor olması ile ilgilenir. Kadının özgürlüğünü ise buradan teorize eder, emek ve görünmeyen emek konularına da yine buradan bakar. Sınıfsal eşitsizliği görmediğimiz noktada kadının ezilme biçimlerini de eksik tartışmış, kurtuluşumuz için eksik cevaplar ortaya koymuş oluruz.

Çözümü sosyalist feminizmde görüyor, kadınların hayatları, bedenleri, hakları ve emekleri için örgütleniyoruz!

SOSYALİST KADINLAR

Bunlar da hoşunuza gidebilir...