
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Nûçe TV’de yayımlanan Hevpeyvîn programında Türkiye’de yürütülen süreçten 7595 sayılı çerçeve yasaya, Abdullah Öcalan’ın konumundan silahsızlanmaya ve Suriye’de Mazlum Abdi’nin yeni görevine kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu. Direnç’in incelediği yasa metni ise düzenlemenin ağırlıklı olarak silahsızlanma sonrası ceza soruşturmaları, kovuşturmalar ve infazlara ilişkin bir geçiş mekanizması oluşturduğunu gösteriyor.
DİRENÇ ÖZEL HABER
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Nûçe TV’ye verdiği kapsamlı röportajda Türkiye’de devam eden sürecin mevcut aşamasını değerlendirdi. Bayık’ın açıklamalarında üç başlık öne çıktı: Meclis’ten geçen çerçeve yasanın kapsamına yönelik eleştiriler, Abdullah Öcalan’ın süreçteki konumu ve Suriye’de yaşanan yeni siyasi yapılanma.
Bayık, TBMM’de kabul edilen 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanunun Kürt hareketinin beklentilerini karşılamadığını savundu. Yasanın esas olarak silahsızlanmayı merkeze aldığını söyleyen Bayık, Kürt sorununun siyasal ve hukuki çözümüne ilişkin daha kapsamlı düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtti.
Yasa ne getiriyor?
TBMM kayıtlarına göre 7595 sayılı Kanun 10 Ağustos 2026’da kabul edildi ve 18 Ağustos’ta Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Kanun, PKK/KCK’nin ve bağlantılı oluşumların fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolündeki silahların teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesini temel eşik olarak belirliyor. Bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesinin ardından kapsam dahilindeki bazı soruşturma ve kovuşturmaların beş veya on yıl ertelenmesi; belirli mahkûmiyetlerde ise infazın ertelenmesi öngörülüyor. Kasten öldürme başta olmak üzere bazı suçlar düzenlemenin dışında tutuluyor.
Kanun ayrıca Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında çeşitli bakanlar, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreterinin yer aldığı bir kurul oluşturuyor. Bu kurul sürecin uygulanmasını takip edecek ve gerektiğinde yeni adli, idari veya yasal düzenlemeler talep edebilecek.
Buna karşılık kanun metninde Kürtlerin anayasal statüsü, anadil hakkı, yerel yönetim sistemi veya daha geniş bir demokratikleşme programına ilişkin doğrudan bir düzenleme bulunmuyor. Bayık’ın yasaya yönelik temel eleştirisi de bu noktada yoğunlaşıyor.
Bayık: “Türkiye’de demokrasi ilerlemezse Kürt sorunu çözülmez”
Bayık, yasanın tamamen reddedilmesi gerektiğini söylemedi; mevcut düzenlemeyi üzerinde çalışılabilecek bir başlangıç zemini olarak değerlendirdi. Ancak sürecin silahsızlanmayla sınırlandırılmasına itiraz etti.
Bayık’a göre Kürt sorununun çözümü ile Türkiye’nin demokratikleşmesi birbirinden ayrı ele alınamaz. KCK Eşbaşkanı, mevcut yasanın hareket tarafından “yetersiz” görüldüğünü ancak yeni siyasi ve hukuki adımlar için bir başlangıç oluşturabileceğini ifade etti.
İmralı için doğrudan temas talebi
Bayık’ın açıklamalarındaki dikkat çekici başlıklardan biri de Abdullah Öcalan ile KCK yöneticileri arasında doğrudan görüşme talebiydi.
Mevcut iletişimin aracılar üzerinden sürdüğünü söyleyen Bayık, KCK yöneticilerinin de İmralı’ya giderek Öcalan ile görüşmesi gerektiğini savundu. Gazetecilerin, akademisyenlerin ve siyasetçilerin de Öcalan ile görüşebilmesi gerektiğini belirten Bayık, doğrudan temas kanallarının açılmasının sürecin ilerleyebilmesi bakımından gerekli olduğunu söyledi.
Bayık ayrıca Öcalan’ın hareketleriyle iletişim içinde olduğunu ve önemli kararların bu iletişim çerçevesinde şekillendiğini ileri sürdü.
Silah bırakma konusunda güvence vurgusu
Bayık, silahsızlanmaya ilişkin açıklamalarında siyasi ve hukuki güvenceleri öne çıkardı.
Öcalan’ın koşulları değişmeden ve demokratik siyaset yürütmenin hukuki koşulları oluşmadan bütün silahların bırakılmayacağını söyleyen Bayık, Türkiye’ye dönüşler açısından da hukuki düzenlemeler yapılması gerektiğini savundu.
Bayık, kayyım uygulamalarının sürmesi, cezaevlerindeki siyasi tutuklular ve hukuki mevzuatın mevcut biçimi gibi başlıkları da sürece ilişkin güvensizliğin gerekçeleri arasında sıraladı.
Röportajın sonunda ise sürecin sonuçsuz kalması durumunda çatışma ihtimalinin yeniden gündeme gelebileceğini belirterek mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Gönderilen röportaj aktarımında Bayık’ın bu değerlendirmesi “süreç başarıya ulaşmazsa büyük bir savaşa da hazırız” sözleriyle yer aldı.
Suriye başlığı: Bayık’tan Mazlum Abdi’ye eleştiri
Röportajın diğer önemli bölümü Suriye’ye ayrıldı.
Suriye Demokratik Güçleri’nin devlet kurumlarına entegrasyonunun ardından Mazlum Abdi, Ağustos sonunda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından Cumhurbaşkanlığı danışmanlığına atandı. Suriye devlet ajansı SANA’ya göre atama, 164 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle gerçekleştirildi.
Bayık ise Abdi’nin bu görevi kabul etmesini eleştirdi. Abdi’nin daha önce devlet içerisinde görev üstlenmeyeceğini söylediğini hatırlatan Bayık, danışmanlığın Kürtlerin kolektif temsiline dayalı özel bir statü yerine Suriye devlet bürokrasisi içerisinde bireysel bir görev niteliğinde olduğunu savundu.
Bu tartışma, Suriye’nin kuzeydoğusundaki yapıların merkezi devletle nasıl bütünleşeceği sorusunun askeri entegrasyonun ötesinde siyasi temsil ve statü boyutuyla da devam ettiğini gösteriyor.
Suriye devlet ajansı SANA, SDG’nin bağımsız askeri güç olarak faaliyetinin sona erdiğini ve mensuplarının Suriye ordusuna entegrasyonu sürecinin tamamlandığını 25-26 Ağustos’ta duyurmuştu.
Sürecin temel düğümü: Silahsızlanmanın ötesinde ne olacak?
Bayık’ın açıklamalarının merkezindeki tartışma, mevcut yasal düzenlemenin silahsızlanma sonrasında nasıl bir siyasi düzene evrileceği sorusunda düğümleniyor.
7595 sayılı kanun soruşturma, kovuşturma, infaz, silah teslimi ve sürecin devlet kurumlarınca takibi konusunda ayrıntılı hükümler içeriyor. Ancak anayasal vatandaşlık, dil hakları, yerel yönetimler veya genel demokratikleşme başlıklarında düzenleme getirmiyor.
İktidar kanadı yasayı silahlı çatışmanın sona erdirilmesine yönelik geçiş sürecinin hukuki çerçevesi olarak tanımlıyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum da düzenlemeyi “sistematik terörün kesin ve devamlı surette tasfiyesi” amacıyla hazırlanmış özel bir geçiş yasası olarak tarif ediyor.
Bayık’ın Nûçe TV’ye verdiği röportaj ise Kürt hareketinin bir bölümünün, silahsızlanmanın ötesinde siyasal ve hukuki dönüşüm beklentisinin sürdüğünü gösteriyor.
Önümüzdeki dönemin temel tartışması da burada şekillenecek: Mevcut geçiş yasasını demokratikleşme ve Kürt sorununa ilişkin yeni düzenlemeler izleyecek mi, yoksa süreç ağırlıklı olarak silahsızlanma ve örgütsel tasfiye çerçevesinde mi ilerleyecek?
Kaynaklar: Nûçe TV’de yayımlanan Cemil Bayık röportajının kamuoyuna yansıyan bölümleri; TBMM 7595 sayılı Kanun metni ve yasama kayıtları; Suriye Arap Haber Ajansı (SANA); bianet, İlke TV ve diğer açık kaynak haber kayıtları.

