
Uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığı son yıllarda giderek daha görünür bir toplumsal sorun haline geldi. Bu tablo en ağır biçimde yoksul mahallelerde, işsizliğin, eğitime erişim sorunlarının, geleceksizliğin ve sosyal dışlanmanın yoğun olduğu bölgelerde hissediliyor. Gençlerin kültür, spor ve kamusal yaşam olanaklarından mahrum bırakıldığı; umutsuzluğun ve güvencesizliğin yaygınlaştığı koşullar, bağımlılık riskini artıran önemli etkenler arasında yer alıyor. Uyuşturucu meselesini yalnızca bireysel tercihler üzerinden değil, aynı zamanda içinde yaşanılan ekonomik ve toplumsal koşullar bağlamında ele almak gerekiyor. Bu röportajda, bağımlılığı yaşamış 2 kişinin deneyimleri üzerinden sorunu farklı açılarından anlamaya çalışıyoruz.
RÖPORTAJ KISMI
Soru 1)Uyuşturucuyla ilk tanıştığınız dönemi düşündüğünüzde, yaşam koşullarınız nasıldı? İşsizlik, eğitim, aile, gelecek kaygısı ya da yaşadığınız çevrenin bu süreçte nasıl bir etkisi oldu?
Cevap 1) Uyuşturucuyla ilk tanıştığım dönemde işsiz, okulu umursamayan, ailesiyle arası bozuk, gelecek kaygısı olmayan tipik bir ergenlik yaşadım. Bu çevre uyuşturucuya başlamama neden oldu. İlk önce babam uyuşturucu kullandığımdan şüphelenip bu sebeple sürekli baskı uyguladı. Bununla beraber, akrabalarım aynı baskıyı uygulamaya başladı böylece benim de içimde uyuşturucuya bir merak oluştu.
Cevap 2) Uyuşturucuyu ilk tanıdığım dönemde eğitimime devam ediyordum, elimde bir işim yoktu, bir gelecek kaygım da yoktu. Çünkü kendi hedefim bile yoktu, yaşadığım birkaç soruna çözüm olarak arkadaşlarım uyuşturucuyla beynimi susturabileceğimi söylediği için merak ettim.
Soru 2)Sizce bağımlılık sadece bireysel bir tercih ya da irade meselesi mi, yoksa insanların yaşadığı ekonomik ve toplumsal koşullar da belirleyici oluyor mu? Kendi deneyiminizden örnek verebilir misiniz?
Cevap 1) Bağımlılık bence bireysel bir tercih değil. İrade ve çevre problemi. Genel olarak gördüğüm kişiler böyleydi: ekonomik koşullar bunun zeminini ayarlar sadece ve tabii ki yaşadığımız toplum da bu konuda çok önemli bir etken.
Cevap 2) Bağımlılığın bireysel bir tercih olduğunu düşünmüyorum hür iradeyle başlanmasının aksine arkadaş ortamı ya da daha genel olarak çevreden kaynaklanan bir seçim. Çevremdekiler ya yetiştiriyordu ya da arkadaşlarım içiyordu.
Soru 3)Yaşadığınız mahallede veya çevrede uyuşturucuya ulaşmak mı, sosyal ve kültürel faaliyetlere ulaşmak mı daha kolaydı? Bu durum size ne düşündürüyor?
Cevap 1) Yaşadığım mahallede uyuşturucuya ulaşmak, markete gitmekten daha kolay. Sosyal kültürel faaliyetlere ulaşmak olduğunca zor; bu durum gençleri düzgün bir gelecekten uzak tutuyor. Hatta uyuşturucu motorla evinin önüne kadar bırakılıyordu.
Cevap 2) Yaşadığım mahallede uyuşturucuya ulaşmak, maalesef sosyal ve kültürel faaliyetlere ulaşmaktan çok daha kolay. Bu durumun hâlâ devam ediyor olması beni üzüyor. Uyuşturucunun bu kadar kolay ulaşılabilir olması, gençlerin merak, özenti ya da yaşadıkları küçük veya büyük sorunlar karşısında uyuşturucuya yönelmesini kolaylaştırıyor. Sonuçta hem insanların hayatını karartıyor hem de birçok gencin yaşamını kaybetmesine neden oluyor.
Soru 4)Bağımlılık sürecinde devlet kurumlarından, sağlık sisteminden veya sosyal hizmetlerden yeterli destek alabildiniz mi? Eksik gördüğünüz noktalar nelerdi?
Cevap 1)Hayır, bağımlılığımda hiçbir kurumdan destek istemedim. Yaşım 18’den küçüktü, saklıyordum, tekrar baskıyı hissetmek istemiyordum.
Cevap 2)Hayır; hiçbir devlet kurumundan, sağlık sisteminden veya sosyal hizmetlerden destek almadım. Küçüktüm, ailemin öğrenmesini istemedim. Hep gizledim; yaşayacağım aile içi sorunlarımdan ya da çevremde göreceğim ön yargılı bakışlardan, ön yargılı söylemlerinden korktum.
Soru 5) İşsizlik, güvencesiz çalışma, düşük ücretler ya da geleceksizlik duygusu bağımlılık sürecinizi nasıl etkiledi? Sizce bu sorunlarla bağımlılık arasında bir ilişki var mı?
Cevap 1)Genel olarak bu sorunların bağımlılıkla yolunun kesişmesine şahit oldum. Lakin benim öyle bir sorundan kaynaklı durumum yoktu.
Cevap 2)Ben de çevremdekilerin bu yol ile tanışmasına çokça şahit oldum yine de benim böyle bir sorunum yoktu.
Soru 6) Uyuşturucu ticaretinin özellikle yoksul mahallelerde daha görünür olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunun neden böyle olduğunu düşünüyorsunuz?
Cevap 1)Bu durum, benim fikrimce Türkiye’de yoksul mahallelerdeki azınlık halkları uyutmak için yapılan bir durum. İkinci olarak da fakirlikle büyümüş gençler, zengin olma vaadiyle çetelerle tanışıyor ve bu durumda torbacı, tetikçi ya da kart işi yaptırılıyordu. Gençleri uyuşturucuya düşürerek daha çok kendilerine bağımlı hale getiriyorlardı.
Cevap 2)Uyuşturucu ticaretinin özellikle yoksul mahallelerde daha görünür olmasının sebebinin, para bulma umuduyla bir yola girip parasından kaynaklı ise kolay kolay da çıkamamak olduğunu düşünüyorum.
Soru 7) Bugün karar verici konumunda olsaydınız, gençlerin bağımlılığa sürüklenmesini önlemek için ilk üç önceliğiniz ne olurdu?
Cevap 1)Gençlerin ve çocukların ilgilendiği alanlarda daha çok sosyal ve kültürel faaliyetler düzenlemek. Çerçiliği bitirmek ve de sosyal medya, film-.dizi sektörüne daha dikkatli bakmak. Çünkü ergenlik dönemindeki gençler, popüler kültüre göre hareket ediyor genellikle.
Cevap 2)Aile iletişiminin güçlü ve güven bağlarının sıkı olması gerekiyor. Ailelerin çocuklarını ya da gördükleri diğer gençleri yargılamadan, suçlamadan, aktif bir şekilde dinlemesi gerekir. Başarılarından bağımsız olarak sevildiklerini ve değer gördüklerini de hissettirmeleri gerek.
Doğru bilgilendirme, akran baskısıyla mücadele -yani kulaktan dolma yanlış bilgiler gençleri merak duygusuna sürüklüyor- biliçlendirme eğitiminin daha sık olması gerekiyor. Korkutarak veya tehdit ederek değil; maddelerin biyolojik, psikolojik ve sosyal zararları bilimsel ve gerçekçi bir dille anlatılmalıdır. Hayır diyebilme becerisi olmalıdır ki çevresinden gelebilecek baskılara karşı hayır diyerek sınır çizebileceklerini bilsinler.
Son olarak ise medya ve teknolojinin doğru kullanımı, dijital okuryazarlık, gençlerin internette ve sosyal medyada gördükleri her şeye inanmaması gerektiğinin anlatılması. Farkındalık kampanyalarının olması, gençlerin dilinden anlayan dijital içerikler ve kamu spotları üretilerek sosyal medya üzerinden farkındalık artırılabilir.
Bu röportajlarda anlatılanlar, uyuşturucu bağımlılığının yalnızca bireysel tercihlerle açıklanabilecek bir sorun olmadığını gösteriyor. Görüşmeciler; aile içi sorunların, arkadaş çevresinin, uyuşturucuya kolay erişimin ve sosyal destek mekanizmalarına ulaşamamanın bağımlılık sürecinde önemli rol oynadığını ifade ediyor. Özellikle dikkat çeken noktalardan biri, uyuşturucunun birçok mahallede sosyal ve kültürel faaliyetlerden daha ulaşılabilir hâle gelmiş olması. Bu durum, gençlerin karşı karşıya kaldığı riskleri artırırken, bağımlılıkla mücadelede yalnızca güvenlik politikalarının yeterli olmadığını da ortaya koyuyor.
Her iki görüşmeci de bağımlılık sürecinde devlet kurumlarına ya da sağlık hizmetlerine başvurmadığını; aile baskısı, damgalanma korkusu ve yargılanma endişesi nedeniyle sorunlarını gizlemeyi tercih ettiğini anlatıyor. Bu deneyimler, bağımlılıkla mücadelede erişilebilir, güven veren ve damgalamayan sosyal destek mekanizmalarının ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.
Elbette bu röportajlar iki kişinin deneyimlerini yansıtıyor ve tüm bağımlılık süreçlerini temsil etmiyor. Ancak anlatılanlar, gençlerin yaşam koşullarını, mahallelerini ve gelecek beklentilerini dikkate almadan uyuşturucu sorununa kalıcı çözümler üretmenin güç olduğunu gösteriyor. Gençlerin spor, sanat ve kültürel faaliyetlere erişebildiği, nitelikli eğitim ve güvenceli yaşam olanaklarına sahip olduğu, psikolojik destek hizmetlerine çekinmeden başvurabildiği bir toplumsal ortamın güçlendirilmesi, bağımlılıkla mücadelenin önemli parçalarından biridir.
Bu röportajı yayımlamaktaki amacımız, bağımlılığı yaşayan ya da yaşamış kişileri yargılamak değil; onların deneyimlerinden hareketle sorunun farklı boyutlarını görünür kılmak ve çözüm yolları üzerine düşünmeye katkı sunmaktır.

